Atina Konferansına Doğru Enternasyonalist 1 Mayıs Açıklaması
Trump’ın emperyalist saldırganlığını yenilgiye uğratmak için küresel mücadelede birleşelim!
Yoksulluk ve savaş hükümetlerini devirelim!

ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırısı geri tepmiştir. İşgalcilerin kampında çatlaklar çoğalmaktadır. Ne kadar örtmeye çalışırlarsa çalışsınlar, Trump ağır bir siyasal gerileme yaşamıştır. Netanyahu, Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarında ilhakları ilerletmeye çalışmaktadır, ancak hem iç hem de uluslararası konumu giderek daha fazla sorgulanmaktadır. ABD emperyalizminin ve Siyonist rejimin içine saplandığı çıkmaz, ABD ve İsrail’in yenilmez bir makine olmadığının somut kanıtıdır. İran’la çatışmada uğradıkları gerileme, dünya genelinde ABD emperyalizmine karşı mücadele eden sömürülen halklar için bir cesaret kaynağıdır.
Bu durum, ABD’nin bölgede tırmandırdığı saldırganlıktan mustarip Latin Amerika halkları için bir moral kaynağıdır ve abluka altında olan insani felaket düzeyine ulaşan bir kuşatmayla karşı karşıya bulunan Küba için bir güç kaynağıdır. Venezuela hükümetinin işgalcisi ABD ile kurduğu utanç verici işbirliği, sorgulamalar yaratmakta ve işçi sınıfının bağımsız mücadelesinin gerekliliğini bir kez daha gösteriyor. Trump’a karşı giderek artan kitlesel katılım ve radikalleşmede ABD’li işçiler ve gençlik itici güçtür. 28 Mart’ta kitlesel eylemlerde sokağa çıkan 8 milyon kişi, hükümetin kamuoyu önünde bir kara işgali başlatmayı tartıştığı koşullarda, savaşa karşı kitlesel bir muhalefetin varlığını göstermektedir; bu tür bir işgal, nüfusun asker olarak kitlesel seferberliğini gerektirecek ve bu yıl Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde bir seçim yenilgisinin habercisi olacaktır. Avrupa kıtasında işçilerin her türden kapitalist hükümete karşı yürüttüğü silahlanma ve kemer sıkma planlarına karşı mücadele için de bir güçtür; bu savaş bütçeleri aşırı sağ, muhafazakârlar, liberaller, sözde solcular ve sosyal demokratlar tarafından oylanmaktadır.
Bu dinamik elbette, Ortadoğu genelinde emperyalizm karşıtı ve Siyonizm karşıtı mücadele için de bir güçtür: Filistin ve Lübnan’da ve aynı zamanda İran’da. İran halkı, Trump’ın bombardımanlarla eşzamanlı ayaklanma çağrısına kulak asmamıştır. İran’daki kapitalist rejimin baskıcı, gerici ve otoriter niteliğinin farkındayız, ancak İran’ın sömürülen ve ezilen kitleleri için ilerici bir çözüm Siyonizmden ve ABD emperyalizminden gelmeyecektir. Tahran rejimiyle hesaplaşma, kendi kaderlerinin mimarı olmak zorunda olan İran’ın sömürülen halklarından gelmelidir; bizlerin görevi, emperyalist saldırganlığa karşı olduğu kadar rejime karşı da mücadele eden sosyalist, anti-kapitalist güçleri desteklemektir.
İran’da bombardımanlara meydan okuyan anti-emperyalist gösterileri, Gazze kentinde Filistinlileri hedef alan suç niteliğindeki ve ırkçı ölüm cezası yasasına karşı kitlesel gösterileri, Lübnan’da kara işgaline karşı direnişi ve dünya genelinde süren saldırganlığa karşı gerçekleşen protestoları selamlıyoruz. Filistin halkına dayatılan soykırımcı ablukayı kırmayı hedefleyen yeni ve büyük Küresel Sumud Filosu’nu da selamlıyoruz. Yunanistan’dan Hindistan’a, Arjantin’den Portekiz’e kadar işçi sınıfının gerici reformlara karşı yürüttüğü mücadelelerle dayanışma içindeyiz. Güney Afrika’daki madencilerden Bolivya ve Ekvador’daki yakıt fiyatlarına karşı grevlere kadar ücretler ve yaşam koşulları için verilen mücadeleleri selamlıyoruz. Emperyalist savaşın tırmanışı her yerde şovenizmi ve burjuva milliyetçiliğini körüklerken, militan bir işçi sınıfı enternasyonalizmini örgütleyerek bu gidişata direnmeye çağırıyoruz. Bu enternasyonalizmin devrimci karakteri, emperyalizmin ezilen uluslara yönelik saldırılarına karşı mücadelenin en ön saflarında yer almakla somutlaşmak zorundadır.
Çin ve Rusya’nın tutumu, BRICS projesi kapsamında müttefik ilan ettikleri bir ülkeye yönelik yeni bir saldırı karşısında açık bir ikiyüzlülük olmuştur. Hatta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, İran’ın maruz kaldığı son derece ağır saldırılara yanıt olarak komşu Arap ülkelerindeki ABD üslerine yönelik saldırılarını kınayan bir kararı geçirmesine dahi izin vermişlerdir. Daha önce de aynı platformda Washington’un Gazze için ileri sürdüğü sahte, neo-sömürgeci “barış planını” desteklemişlerdi. Burada ne anti-emperyalizm ne de “Küresel Güney” için bir iyileşme arayışı vardır; aksine kapitalist-emperyalist yağma ve nüfuz alanları mücadelesi söz konusudur.
Avrupa hükümetleri, ABD ile yaşadıkları krizi, onlarca yıl süren çıkar ortaklığının ardından kendi emperyalist kutuplarını doğaçlama biçimde inşa etmeye çalışarak yönetmeye çalışmaktadır. AB ve ABD arasındaki anlaşmazlık, farklılaşan ve öncelikleri değişen çıkarlara göre kaynakların ve askeri güçlerin nereye ayrılması gerektiği ile ilgilidir. AB, bu amaçla silahlanma bütçelerini artırmakta ve zorunlu askerlik için zemin hazırlamaktadır. Aynı zamanda Doğu Avrupa’ya doğru AB genişleme planlarını sürdürmek istemektedirler; ancak bu planlar, dört yılı aşkın süredir çıkmaza giren Ukrayna savaşı nedeniyle sorgulanmaktadır. AB egemenlerinin motivasyonu “hümanizm” değil, kendi emperyalist iştahlarını tatmin etme arayışıdır.
Latin Amerika’da Siyonist ve emperyalist saldırganlığa karşı mücadele, Trump’ın kıtadaki ajanlarına ve işbirlikçilerine karşı mücadeleyle ayrılmaz biçimde bağlantılıdır. Arjantin’deki Milei gibi Cumhuriyetçi milyarderle uyum içinde hareket eden hükümetleri teşhir ediyoruz. Meksika’da Scheinbaum veya Brezilya’da Lula gibi kendilerini ilerici olarak sunan, ancak ABD baskısına boyun eğen ve Washington’un Küba’ya karşı kışkırttığı ablukaya katılan hükümetleri teşhir ediyoruz; bu abluka, adada bir çöküş yaratarak ABD’nin Küba’yı teslim almasını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Her iki hükümetin de bu ültimatomu reddetmesini ve Küba’nın acilen ihtiyaç duyduğu petrol ve insani yardımı sağlamasını talep ediyoruz.
Yayılan savaş, mevcut kapitalist toplumsal düzenin tarihsel tükenişinin ve çürümesinin bir ifadesidir. Bunun tezahürlerinden biri, dünyanın başlıca gücü olması itibarıyla ABD’nin gerilemesidir; bu durum, bir dünya savaşına doğru eğilimlerin başlıca itici güçlerinden biridir. Mevcut ateşkes, ABD ve İsrail tarafından sürekli ihlal edilmektedir. Geri adım atmak zorunda kalmışlardır, ancak ABD’nin, düşmanları karşısında ya askeri gücünü artırması ya da gerilemesini kabul etmesi gereken bir noktaya gelinmiştir.
Aşırı üretim krizi ve kapitalist kâr oranlarındaki düşüş, savaşa yönelimin ve mevcut emperyalist düzenin istikrarsızlaşmasının arkasındaki temel nedenlerdir. İster liberal, ister “ilerici”, ister sözde “sosyalist” olsun, tüm kapitalist hükümetler, artan sömürü ve kemer sıkma düzeyleri temelinde rekabetlerini yeniden alevlendirmeyi amaçlamakta, aynı zamanda işçilerini yaklaşan askeri çatışmalarda asker olarak seferber edebilecekleri baskı ve toplumsal disiplin mekanizmalarını ilerletmeye çalışmaktadır. İran’daki savaşın kendisi de kapitalist krizi çözmek bir yana, daha da ağırlaştırmıştır; petrol fiyatları dünya genelinde yaşam koşullarını etkilemekte ve derin bir ekonomik bunalım olasılığını artırmaktadır.
Faşist ve aşırı sağ oluşumların tehdidine ve yükselişine karşı mücadele, sınıf uzlaşmasına dayalı “Halk Cepheleri”nin kurulmasından değil, işçi ve sömürülen kitlelerin bağımsız örgütlenmesi ve seferberliğinden, emperyalist savaşa karşı birleşik bir eylem cephesinden geçmektedir. Bu bağımsız mücadele, sendika bürokrasisinin işçi hareketinden tasfiye edilmesi ve sendikaların sınıf mücadelesinin araçları olarak yeniden kazanılması göreviyle ayrılmaz biçimde bağlıdır. ABD’de AFL-CIO’nun, binlerce kişinin genel grev ihtiyacını tartıştığı kitlesel mücadeleler sırasında Trump ile yaptığı uzlaşma, bu bürokrasilerin devlete entegrasyonu ve kendi sınıflarının çıkarlarına ihanetinin küresel eğiliminin bir örneği olmuştur. Savaş makinesine karşı işçi sınıfı eylemlerinde bir yükseliş yaşanmaktadır; silah üretimi ve dağıtımı engellenmekte, ABD ve NATO üslerinin işleyişine karşı çıkılmaktadır. ABD’nin 80 ülkedeki 800 askeri üs kapatılmalıdır!
Tüm kapitalist devletlere ve tüm kapitalist bloklara karşı proleter bir enternasyonal ve enternasyonalist bir cephe inşa etmek acil bir görevdir. Kendilerini sol olarak adlandıran güçler kendi burjuvazilerinin askeri bütçelerine oy verirken, biz enternasyonalistler sınıf bayrağını yükseltme, yaşam koşullarımız için mücadele etme, yayılan emperyalist saldırılara karşı durma, silahlanma yarışına ve kapitalist savaşlara karşı kararlı bir mücadele yürütme yükümlülüğüne sahibiz.
Temmuz ayında Atina’da emperyalist savaşa karşı yeni bir enternasyonalist konferans düzenlenmeye çağırıyoruz; militarist barbarlığa ve sömürüye karşı işçi sınıfının mücadelesini yükseltmek için bir adım daha atalım! Emperyalist savaşa karşı uluslararası bir sınıf cephesi kuralım! İşçi sınıfı partilerinin ve devrimci bir enternasyonalin inşası için ileri!
- İran’dan elinizi çekin!
- İsrail ve Siyonistler, Ortadoğu’dan defolun!
- ABD-İsrail soykırımcı koalisyonunun yenilgisi için mücadele edelim!
- Lübnan’ın bombalanmasına derhal son verilsin! İsrail birlikleri Lübnan, Suriye, Gazze ve Batı Şeria’dan çekilsin!
- Küba ve Gazze’ye yönelik suç niteliğindeki ablukaya son!
- Ortadoğu halklarının kapitalist ve emperyalist tahakkümden bağımsız devrimci birliği için ileri!
- Kapitalist hükümetlere ve sermayenin savaşlarına karşı uluslararası ve enternasyonalist bir sınıf cephesi için ileri!
- Dünya işçileri ve ezilen halklar, birleşin!
İlk imzacılar:
KA – Komünist Kurtuluş (Yunanistan)
PO – İşçi Partisi (Arjantin)
SEP – Sosyalist Emekçiler Partisi (Türkiye)
SWP – Sosyalist İşçi Partisi (Büyük Britanya)
TIR – Devrimci Enternasyonalist Eğilim (İtalya)
Fuerza 18 de Octubre (Şili)
GAR – Devrimci Eylem Grubu (Meksika)
UFCLP – İşçi Partisi için Birleşik Cephe Komitesi (ABD)
WCP-H – İran İşçi Komünist Partisi – Hekmatist (İran)
KARARLAR
Yeni Küresel Sumud Filosu Kararı
Gazze Şeridi’ne yönelik ablukayı kırmak, insani yardım ulaştırmak ve Filistin halkının soykırım ve işgale karşı mücadelesiyle dayanışma mesajı taşımak amacıyla yeni bir uluslararası filo örgütleme girişimi olan Küresel Sumud Filosu’nu selamlıyoruz.
Dünya genelinde enternasyonalist, devrimci ve anti-kapitalist örgütler ve hareketler olarak, Filistin’le dayanışma için seferber olan milyonların sesiyle sesimizi birleştiriyoruz. Son Küresel Sumud Filosu’nun da katkısıyla bazı ülkelerde Filistin yanlısı hareket büyümüş, hem nitelik hem de ölçek bakımından önemli bir sıçrama gerçekleştirmiştir. İtalya, Yunanistan ve İspanya’daki genel grevler, özellikle İtalya’da liman ve demiryolu ablukaları, kitlesel sokak gösterileri, üniversitelerde savaş yanlısı işbiliklerine karşı gelişen öğrenci eylemleri, Yunanistan’daki turistik bölgelerde İsrail ordusu mensuplarına karşı protestolar, bu davanın ulaştığı kitleselliği ortaya koymaktadır.
İsrail devletinin dayattığı savaş, işgal ve soykırım karşısında sessiz kalmayı reddediyoruz. İnsani değerler adına söylem geliştiren ancak soykırımı ve işgali silahlandırmaya ve finanse etmeye devam eden Batılı hükümetlerin ikiyüzlülüğünü teşhir ediyoruz. ABD, NATO ve AB, kaybedilen her bir Filistinli’nin failidir.
Uluslararası dayanışma hareketiyle birlikte, mücadelemizi grevler, işgaller ve işyerleri ile eğitim kurumlarında kolektif eylemler yoluyla yükseltmeliyiz. Hükümetler ile İsrail devleti arasındaki tüm askeri ve ekonomik işbirliğinin derhal sona erdirilmesini talep ediyoruz. Savaş hazırlıklarına ve işgal ordusuyla işbirliğine harcanan kaynaklar, hükümetleri bu suçların ortağı haline getirmektedir. Kamusal kaynaklar silahlanmaya ve savaşa değil, okullara, hastanelere ve toplumsal ihtiyaçlara yönlendirilmelidir.
- Gazze ablukası derhal kaldırılsın!
- Zafere kadar direniş!
- Siyonist ordu Gazze’den ve yerleşimciler Batı Şeria’dan derhal ve koşulsuz çekilmelidir!
- İsrail’e silah ve mal sevkiyatını durduralım; İsrail şirketlerini boykot edelim! Siyonist devletle tüm ilişkiler kesilsin!
- Nehirden denize özgür Filistin!
- Kapitalist ve emperyalist tahakkümden bağımsız Ortadoğu halklarının devrimci birliği için ileri!
Buenos Aires’te Fate Fabrikasının Süren İşgali Üzerine Karar
FATE Arjantin fabrikasının kapatılmasına hayır!
İşten çıkarılan 920 işçi derhal işine iade edilsin!
Arjantin’de ulusal sermaye grubu Madanes Quintanilla’ya ait FATE lastik fabrikasındaki 920 işçi, yönetimin 86 yıllık simgesel sanayi tesisini kapatma yönündeki yasadışı ve hileli kararına karşı fabrikanın içinde kalarak direnmektedir.
FATE, Javier Milei hükümetinin ultra-liberal, emperyalizm yanlısı ve işçi düşmanı ekonomik politikalarının yol açtığı sanayi krizi bağlamında kapanan ülkenin başlıca sanayi tesislerinden biridir; bu politikalar halihazırda 22.000 şirketin kapanmasına yol açmıştır.
İşçiler ve sınıf mücadelesi perspektifine sahip militan sendika Sutna; FATE depolarında, üretimin derhal başlatılması için gerekli tüm malzemelerin bulunduğunu ifade etmektedir. Yaz tatili döneminde (Ocak-Mart), makineler teknik kapamaya girmiş ve bakımı gerçekleştirilmiştir. Tam da bu sürecin içinde fabrikanın kapatılması, patronların keyfi ve kötü niyetli bir tasarrufudur.
Sutna işçileri fabrikada kalmayı sürdürerek; fabrikanın yeniden açılmasını, üretim faaliyetlerinin yeniden başlamasını ve tüm işçilerin işe iadesini talep eden bir eylem planı yürütmektedir.
Tüm bu nedenlerle, FATE işçilerinin mücadelesiyle dayanışmamızı ilan ediyor ve dünya işçilerini bu haklı mücadeleyle dayanışmalarını büyütmeye çağırıyoruz.
ABD’nin Küba Ablukasına SON!
Trump, Beyaz Saray’ın Latin Amerika üzerindeki hakimiyetini pekiştirmeye yönelik daha geniş kapsamlı saldırısının bir parçası olarak Küba’yı hedef almıştır. Bu, Küba halkını ekonomik boğma yoluyla teslim alma girişimidir. Bu politika, günlük kitlesel elektrik kesintileri ve enerji ile ulaşıma erişim eksikliğiyle kendini gösteren bir insani kriz ortaya çıkarmaktadır.
Brezilya’da Lula veya Meksika’da Sheinbaum gibi sağcı ya da merkez sol bölgesel hükümetler, ABD’nin yakıt ablukası ve şantajına boyun eğerek buna ortak olmuştur.
Küba’ya, Venezuela’ya ve tüm Latin Amerika’ya yönelik saldırı, bölge işçilerinin ve halklarının kitlesel mücadelesiyle durdurulmalıdır.
- Kahrolsun emperyalizm!
- Küba’ya yönelik abluka kaldırılsın!
- Yaşasın Latin Amerika Sosyalist Birliği!
Vanina Biasi’ye beraat! Gazze Soykırımını Teşhir Edenlere Yönelik Baskıya Son
Siyonizm tarafından yönlendirilen hukuki bir sahtekârlık ve siyasal bir baskı süreciyle, iktidara bağlı medya organlarının karalama kampanyası eşliğinde, Arjantin devleti Vanina Biasi’yi, İsrail devletinin Filistin halkına yönelik soykırımını eleştirdiği için “antisemitizm” kapsamında ayrımcılık suçuyla itham ederek yargılamaya çalışmaktadır.
Kısa süre önce Arjantin Yüksek Mahkemesi, Devlet Başkanı Milei’nin İran’a karşı emperyalist savaşa, Lübnan bombardımanına ve Gazze’deki soykırıma destek göstermek üzere Tel Aviv’e gitmeye hazırlandığı bir dönemde, Biasi’nin yaptığı temyiz başvurusunu reddetmiştir.
İşçi Partisi lideri ve Sol Cephe Buenos Aires Meclis üyesi Biasi’ye yönelik bu baskı, anti-Siyonizm ile antisemitizmi eşitlemeyi amaçlamaktadır. “Siyonist devlet, uygulamaları ve ideolojisi bakımından Nazidir” ya da “Siyonizm soykırımdır, Siyonizm apartheidtir” şeklindeki sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Yargıç Daniel Rafecas tarafından “Yahudi toplumuna karşı nefret veya düşmanlığa teşvik” suçlamasıyla itham edilmiştir.
Biasi, aralarında tarihçiler, gazeteciler, insan hakları avukatları ve soykırıma karşı mücadelenin önde gelen isimlerinin bulunduğu, önemli bir bölümü Yahudi toplumundan olan 50 tanıktan oluşan bir liste sunmuştur. Nisan 2025’te düzenlenen uluslararası baskı karşıtı forum ve çok sayıda uluslararası ve ulusal kurul, Biasi’ye destek açıklamaları yapmıştır. Dünya işçilerini, seslerini yükseltmeye ve mücadelelerini dünya genelinde soykırımı teşhir eden ve ona karşı mücadele edenlerle birleştirmeye çağırıyoruz.
Türkiye ve Azerbaycan’a İlişkin Kararlar
- Türkiye’de sosyalistlere, çevre aktivistlerine, mücadeleci sendikacılara ve muhalif gazetecilere yönelik baskılara son verilsin! Tüm siyasi tutsaklara özgürlük!
- Okullarda yaşanan iki ardışık katliama grevle karşılık veren, eğitimi ve çocukların güvenliğini savunan öğretmenlerin mücadelesini destekliyoruz!
- Sosyalist Emekçiler Partisi’ni kriminalize etmeye yönelik uydurma yargı dosyasını kınıyoruz. Baskılara son!
- Azerbaycan’da başta sendikal faaliyetleri ve gazetecilikleri nedeniyle Aliyev rejimi tarafından ağır hapis cezalarına çarptırılan Ahmad Mammadli ve Afiaddin Mammadov olmak üzere tüm muhalifler derhal serbest bırakılsın!
